Şırnak-Hakkari karayolunun Suvara Kutra mevkisinde çığ meydana geldi. Çığ tehlikesi nedeniyle dün resmi ulaşıma kapatılan yoldan geçmeye çalışan bir yolcu otobüsü, düşen kar kütleleri nedeniyle mahsur kaldı. Can kaybı ve yaralanmanın yaşanmadığı bölgede, ekiplerin yolu açma çalışmaları sürüyor.
YASAĞA RAĞMEN YOLA ÇIKTI
Karayolunun resmi olarak ulaşıma kapalı olmasına ve tüm uyarılara rağmen, Hakkari istikametine seyir halinde olan bir yolcu otobüsünün güzergahı kullanmaya çalıştığı öğrenildi. Çığın düşmesiyle birlikte yolun kapanması sonucu, otobüs içerisindeki yolcularla birlikte mahsur kaldı.
EKİPLER SEFERBER OLDU
İhbarın ardından bölgeye Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında Karayolları ve kurtarma ekipleri sevk edildi. İlk belirlemelere göre olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı bildirildi. Karayolları ekipleri, yolu kapatan dev kar kütlelerini temizlemek ve mahsur kalan otobüse ulaşmak için iş makineleriyle yoğun bir çalışma başlattı. Bölgede çığ riskinin devam etmesi nedeniyle çalışmaların kontrollü bir şekilde sürdürüldüğü belirtildi.
Yalova’daki kaza, saat 08.00 sıralarında Bursa-Yalova kara yolu Paşakent mevkisinde meydana geldi. Gemlik’ten Çiftlikköy yönüne tekstil firmasında çalışan işçileri taşıyan 77 ADC 754 plakalı servis midibüsü, sürücüsü Ş.U. (66)’nun direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu devrildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Ekipler tarafından yaralılara ilk müdahale yapılırken, işçilerden G.U.’nun hayatını kaybettiği belirlendi. Kazada yaralanan sürücünün de aralarında bulunduğu 20 kişi ise çevre hastanelere kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralıların durumlarının iyi olduğu bildirildi.
1 ÖLÜ, 20 YARALI
Kaza yerine gelerek incelemelerde bulunan Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta yaptığı açıklamada, “Gemlik’ten Çiftlikköy’deki bir işletmeye giden işçi servisi, içindeki 21 kişi ile birlikte yan yattı. Kazada maalesef 1 kadın çalışan vefat etti. 20 yaralıdan 8’i hafif, diğer 12’si ise ayakta tedavi edilebilir şekilde normal yaşantısına dönebilecek vatandaşlarımızdır. Olay yerinde adli tahkikat başlatıldı” ifadelerini kullandı.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Antalya Diplomasi Forumu’nda “COP31’e Doğru: Jeopolitik Değişim Döneminde İklim Eyleminin Güçlendirilmesi Paneli”nde konuştu. BM Genel Sekreter Yardımcısı ve İklim Eylemi Ekibi Özel Danışmanı Selwin Hart, COP29 Başkanı Muhtar Babayev, Brezilya Hükümeti İklim Elçisi ve COP30 Başkanı Andre Correa do Lago ve Fransa Anayasa Konseyi Başkanı ve COP21 Başkanı Laurent Fabius’un katıldığı panelde, Türkiye’nin COP31 Başkanlık sürecinden beklentiler ve hedefler masaya yatırıldı.
“SIFIR ATIK’TAN DİRENÇLİ ŞEHİRLERE KADAR BİRÇOK BAŞLIĞI DÜNYAYA ANLATACAĞIZ”
COP31 Başkanlığı sürecinde iklim krizinin çözümü konusunda önceki COP başkanlarının aldığı kararları daha da yukarı çıkarmak için çalışacaklarını ifade eden Bakan Kurum, “Buna ilişkin eylem gündemini belirledik. Yani iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak, 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda adımlarımızı atacağız. Tüm dünyanın beklentilerini karşılayacak yenilenebilir enerjiden Sıfır Atık Projelerine, iklime dirençli şehirlerden yine sanayinin bu noktada sürdürülebilirlik kavramı çerçevesinde büyümesine kadar birçok başlığı tüm dünyaya anlatacağız” dedi.
TÜRK DİPLOMASİSİ COP31’DE DE ETKİLİ OLACAK
Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sergilediği diplomasinin dünyanın geleceği için pek çok alanda katkı sağladığını ve COP31 Başkanlığı için de örnek teşkil ettiğini dile getiren Bakan Kurum, “Afrika’daki krizlerden tutun da hemen yakınımızdaki Tahıl Koridoru’na kadar birçok girişimde Sayın Cumhurbaşkanımız net bir şekilde iradesini ortaya koymuştur. Aslında COP31’de de yapacağımız bu; biz de COP31 Başkanlığı olarak Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm dünyaya verdiği mesajı aslında başkanlık olarak da devam ettireceğiz. Bu kapsayıcılık içerisinde, bu aslında güveni inşa eden duruşla her zaman haklının yanında olacak bir bakışla COP Başkanlığı sürecini yürütmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
NETİCE ODAKLI BİR ANTALYA DEKLARASYONU HEDEFİ
Türkiye’nin de icraat gerçekleştirme konusunda başarılı olduğunun altını çizen Bakan Kurum, deprem bölgesinde tamamlanan asrın inşa seferberliğini örnek göstererek, “2 yılda 500 bin konut yapmak kolay değil. Biz deprem sonrasında devlet olarak, hükümet olarak bu iradeyi ortaya koyduk” dedi. Bu bağlamda netice odaklı bir Antalya Deklarasyonu’nu yayınlamak istediklerini vurgulayan Bakan Kurum, “Yani bizim için ‘COP’ta başarı nedir?’ sorusunun cevabı da netice almaktır. Çünkü artık tüm dünya halkları bizden netice almamızı bekliyor. Tabii ki konuşacağız, istişare edeceğiz, uzlaşıyı daha da arttıracağız ama işin sonunda netice almamızı bekliyor. Hepimizden beklentisi bu. Farkındalığı daha da arttırmamız gerekiyor. Bu farkındalıkla ilgili çalışacağız. Eski COP başkanlarımız bu sürecin aktivistleri olacak” diye konuştu.
“EYLEM YAPACAĞIZ, ADIM ATACAĞIZ”
Antalya’da eksik kalan ülkelerin de Ulusal Katkı Beyanları’nı (NDC) tamamlamalarını sağlamaları için çalışacaklarını ifade eden Bakan Kurum, “Emisyonları üretenlerin yüzde 80’inin NDC’leri sunduğunu düşünürsek işte bu COP sürecinde yüzde 100’e yakınını inşallah alacağız ve bu hedefler doğrultusunda da uygulama yapacağız. Eylem yapacağız, adım atacağız. Bunu attığımız zaman aslında sorun kendiliğinden çözülecek. Yani asıl olan burada o iradeyi ortaya koyabilmek” dedi.
“DÜNYA KARAR ALMAYI BEKLİYOR”
Paris İklim Anlaşması’nda sağlanan mutabakatın daha da ileriye taşınması için iş birliği ve farkındalığın artırılması gerektiğini dile getiren Bakan Kurum, şu mesajları verdi: Çocuklarımıza, gelecek nesillerimize daha iyi bir dünya bırakmak istiyorsak da elimizi sımsıkı tutacağız, birbirimize sarılacağız ve o iradeyi hep birlikte hükümetler olarak ortaya koyacağız. COP31’de ellerimizi daha sıkı tutacağız, tüm dünyaya mesajlarımızı vereceğiz. Yeniden güveni tesis edeceğiz, yeniden o attığımız kararlı adımların neticelerini almak adına hep birlikte o güçlü iradeyi göstereceğiz. Çünkü dünya bizi bekliyor. Dünya karar almayı bekliyor, eylem yapmamızı bekliyor. Artık sözün bittiği yerde olduğumuzu hep söylüyoruz. Eğer biz değişmezsek dünya bizi değiştirecek. Yani ya bu değişen dünyada bu kötü gidişata ‘dur’ diyeceğiz, hepimiz birer kahraman olacağız ya da biz de bu süreçte birer afetzede olarak tarihe, kayıtlara düşeceğiz.
Bakan Kurum, COP31’in yeşil enerji başlığı ile ilgili de şöyle konuştu: Her ülkenin kendi enerjisini, gıdasını, üretimini mümkünse kendi ülkesi içerisinde, kendi halkına yetebilecek seviyede yürütmesi çok çok önemli. Bu noktada temiz enerjiye ulaşmak zorundayız öyle veya böyle. Bugün fosil yakıt kullanan, aynı zamanda yenilenebilir enerjide de gerçekten dünyada örnek projeler ortaya koyan bir ülke olarak bunu ifade ediyoruz. Fosil yakıtlardan uzaklaşmak zorundayız ki bu karar aslında alındı. Yani bir eylem planı ortaya koyma noktasında Türkiye olarak bu sürecin bir fırsat olduğunu görüyoruz. Yani temiz enerjiyi de COP31’in en önemli gündem maddelerinden bir tanesi yapacağız. Dünya Enerji Ajansı’yla da birlikte bu süreci çalışıyoruz.
“KAPASİTEMİZİN YÜZDE 60’I YENİLENEBİLİR ENERJİDEN”
Bakan Kurum, Türkiye’nin yeşil enerjideki durumunu ise şöyle anlattı: Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu politikalarla Enerji Bakanlığımız üstün gayretler ortaya koyuyor. Şu an kurulu kapasitemizin neredeyse yüzde 60’ını yenilenebilir enerjiden elde eden ve 2035’e ilişkin de yeşil enerji arz güvenliğiyle alakalı eylemlerini bir bir hayata geçiren bir durumdayız. Tabii bu hızlanma ancak teknoloji transferiyle olur. Yani teknoloji transferini de gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere aktarması gerekiyor. Bugün Afrika’daki öncelikle Avrupa Birliği’ndeki öncelik farklı. Dolayısıyla oraya biz bu teknoloji transferini gerçekleştirmek zorundayız. Su da bundan sonraki süreçte yine en kıymetli varlık olacak. Dolayısıyla suyumuza, gıdamıza, enerjimize sahip çıkacağımız, her ülkenin kendi kendine yeteceği bir dünyayı teklif ediyoruz.
“DÜNYAYI KİRLETEN ÜLKELER KLASMANINDA TÜRKİYE YOK DENECEK KADAR AZ KONUMDA”
Bakan Kurum, Türkiye’nin dünyayı en çok kirleten ülkeler arasında yer almadığının altını çizerek, “Türkiye kendi bağlamında tarihte bu emisyonlarla ilgili çok fazla sorumluluğu yok. Gelişmekte olan bir ülke. Yani dünyayı kirleten ülkeler klasmanına girdiğinizde yok denecek kadar az bir kirletici diyebiliriz. Dolayısıyla biz de gelişmek zorundayız, büyümek zorundayız. Sanayimizi, ekonomimizi, üretimimizi, istihdamımızı yapmak durumundayız. Bunu nasıl yapacağız? Bu süreci bir fırsat olarak görüp yapma arzusundayız. Üretimimizi yeşil, sürdürülebilir bir bakışla yapmak istiyoruz. Bir taraftan gelişelim ama bir taraftan da yeni teknolojiyle, bilimle -ki bilimi kesinlikle bu işin merkezine koymak zorundayız- büyümemizi gerçekleştireceğiz. Bu büyümeyi de hoyratça değil, doğaya zarar vermeden, doğayı koruyarak yapmak durumundayız. Aslında yeni gündem, yeni süreç böyle ilerleyecek” dedi.
BM GENEL SEKRETER YARDIMCISI HART: TÜRKİYE; KUZEYİ-GÜNEYİ,
DOĞUYU-BATIYI BİR ARAYA GETİREBİLME YETENEĞİNDE
Panelde söz alan BM Genel Sekreter Yardımcısı ve İklim Eylemi Ekibi Özel Danışmanı Sayın Selwin Hart, Türkiye’nin başkanlık sürecinin dünyadaki jeopolitik belirsizlikler karşısında çok kıymetli olduğunu dile getirdi: Türkiye’de olmak çok güzel ve bu COP, ilk COP olacak bence. Uygulamanın ikinci 10 yılında yani Paris Anlaşması’nın uygulanmasının ikinci 10 yılında ilk COP bu olacak. Jeopolitik tüm bu sorunlara rağmen, bazı ana ülkelerden gelen sinyallere rağmen dünyanın geri kalanı devam etti, ilerledi. Maliye bakanlarının 10 sene önce yaptıkları konuşmalar ve şimdiki yaptıkları konuşmalar birbirlerinden tamamen farklı. İklim konusu gerçekten artık gündemin tam tepesine yerleşti, birçok Maliye Bakanının gündemine yerleşmiş durumda. Tabii ki çok fazla zorluk var ama bütün bu zorluklara rağmen umut emareleri var, iyimserlik işaretleri var. Sayın Bakanım az ülke kaldı, az ülkede böyle bir yetenek var; yani kuzeyi, güneyi, doğuyu, batıyı bir araya getirebilme yeteneği çok az ve Türkiye onlardan biri.
COP 29 BAŞKANI BABAYEV: TÜRKİYE FİNANSMANDA
DAHA FAZLA OYUNCUYU BU TARAFA ÇEKEBİLİR
COP29 Başkanı Muhtar Babayev, “İklim finansmanında somut bir ilerleme sağlanabilir mi?” sorusunu şöyle yanıtladı: Bu bağlamda COP31 Türkiye muazzam bir fırsatı da beraberinde getiriyor. Çünkü Türkiye ve Avustralya ekibinin birlikte yoğun bir çalışma gerçekleştirip o odağı iklim gündemine tekrar çekebileceğini düşünüyorum. Yani Türkiye bu alanda da bu süreçte de liderliğini gösterebilir, daha fazla oyuncuyu bu tarafa çekebilir ve iklim finansmanı sürecine daha fazla tarafı yine dahil edebilir.
COP30 BAŞKANI LAGO: GELECEĞİN COP’U
SÖYLEMİNİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRECEĞİZ
Brezilya Hükümeti İklim Elçisi ve COP30 Başkanı Andre Correa do Lago ise Türkiye’nin ‘Geleceğin COP’u’ söyleminin önemine vurgu yaptı: Bu bağlamda ‘Geleceğin COP’u’ ifadesini çok beğendim, bunu ifade etmeliyim. Çünkü böyle bakarsak; Antalya’da COP31’e böyle yaklaşırsak aslında yeni bir ruha da kavuşmuş olabiliriz. Belem’de ilk defa biz net bir şekilde bazı detayları yazıya döktük. ‘Bir fark var’ dedik; ‘müzakere ve uygulama farklıdır’ dedik. Müzakere ediyorsak konsensüse ihtiyacımız vardır ama uygulamada artık konsensüse ihtiyacınız yok. Artık bir yükümlülüğünüz, bir hedefiniz var. Yani 30 COP yaşadık, bir dizi karar alındı ve bunlar Paris’ten bu yana da birikti zaten ve bunlar bize net bir yol, bir yön gösteriyor. Yani uygulama için artık konsensüse ihtiyacımız yok ve bence ‘Geleceğin COP’u’ işte bizi tam da böyle bir beklentiye getiriyor ve umarım ki biz de gereğini yerine getireceğiz.
COP21 BAŞKANI FABIUS: İŞ DÜNYASINA, HÜKÜMETLERE BİLİM İNSANLARINA İHTİYACIMIZ VAR
Fransa Anayasa Konseyi Başkanı ve COP21 Başkanı Laurent Fabius da önceki dönem COP başkanları ve Türkiye’nin iş birliği içinde iklim değişikliği ile mücadelede kararlı adımları hayata geçirebileceğine işaret etti: En başta COP eylemi hükümetlerin aksiyonlarına bağlıydı. Elbette hükümetler çok ama çok önemli ama burada işletmelere de ihtiyacımız var, iş dünyasına ihtiyacımız var, yerel seçimle gelmiş hükümetlere ihtiyacımız var, bilim insanlarına ihtiyacımız var, sanatçılara… Herkese ihtiyacımız var.
Van’ın Erciş ilçesinde yaşayan 5 çocuk babası Harbi Dağlarer (58), göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu sağlık merkezinde anjiyo işlemi sırasında “kardiyak arrest” (kalp durması) geçirdi. Sağlık ekipleri tarafından yaklaşık 25 dakika boyunca kalp masajı uygulanan Dağlarer’in kalbi yeniden çalıştırıldı. İlk müdahalenin ardından hasta, acil bypass ameliyatı için Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Merkezine sevk edildi.
5 GÜN YOĞUN BAKIMDA KALDI
Hastaneye getirildiğinde bilinci kapalı olan Dağlarer, 5 gün boyunca yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Kalp kasılma oranının yüzde 25-30 seviyelerinde olması nedeniyle ameliyat yüksek riskli olarak değerlendirildi. Komadan çıkıp bilinci yerine gelen hasta için ameliyat kararı alındı.
RİSKLİ AMELİYATLA HAYATA DÖNDÜ
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tahir Olgaç ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonda, Dağlarer’in 4 damarına bypass, 2 damarına ise endarterektomi işlemi uygulandı. Başarıyla tamamlanan ameliyatın ardından hasta aynı gün solunum cihazından ayrıldı, ikinci gün servise alındı. Kısa sürede toparlanan Dağlarer, taburculuk aşamasına geldi.
“ÖBÜR DÜNYAYA GİDİP GELDİM”
Yaşadığı süreci “Öbür dünyaya gidip gelmek” olarak nitelendiren Harbi Dağlarer, duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Kendi mezarımı gördüğümü hatırlıyorum. O an sanki mezarlığa doğru gidiyordum ve kendi mezarımı gördüm. Çok şükür şu an iyiyim.”
Dağlarer ayrıca kendisini hayata döndüren sağlık ekibine teşekkür ederek, “Tahir Olgaç hocamıza çok teşekkür ederim, beni Allah’ın izniyle kurtardı. Kalbim durduğu anları, hatta kendi mezarımı dahi hatırlıyorum” ifadelerini kullandı.
İş makinesi parçaları üretimi yapılan atölyede çalışan yüzde 61 zihinsel engelli Hamza S., yaklaşık 1,5 yıl önce iş arkadaşları tarafından ayağından vince bağlanıp, cep telefonu kamerasıyla kayda alındı. Hamza S.’nin görüntüleri sanal medyada paylaşıldı. Hamza S.’nin yakınları, sanal medyadaki paylaşımı görerek, durumu polise bildirdi. İhbar üzerine gözaltına alınan iş yeri çalışanları Kemal Budak, Mehmet Ali Şenkal ve Niyazi Ayhan, geçen şubat ayında çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Gözaltına alınan iş yeri sahibi B.Ç. ise savcılıkta ifade verdikten sonra serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Mehmet Ali Şenkal, Niyazi Ayhan ve Kemal Buldak hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede 3 sanığın ‘Eziyet’, ‘Cebir-tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ ve ‘Özel hayatın gizliliğini ihlal’ suçlarından 24 yıla kadar hapsi talep edildi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Sanıkların yargılanmasına Ankara 87’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Dün görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanıklar Mehmet Ali Şenkal, Niyazi Ayhan, Kemal Buldak ile taraf avukatları ve şikayetçi Hamsa S. hazır bulundu. Sanıklar, olayın şaka amacıyla gerçekleştirildiğini, pişman olduklarını ve iş yeri sahibinin olay günü iş yerinde bulunmadığını belirterek, olayla ilgisi olmadığını söyledi. Kemal Buldak, görüntüyü kaydettiğini belirtirken, Mehmet Ali Şenkal vincin kumandasını kontrol ettiğini söyledi. Niyazi Ayhan ise görüntüde gülen kişinin kendisi olduğunu belirtti. Mahkeme heyeti, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması ve tutukluluk tedbirinden beklenen faydanın sağlandığı gerekçesiyle, yurt dışına çıkış yasağı ve ayda 2 kez imza atma adli kontrol tedbiri ile sanıkların tahliyesine karar verdi. Duruşma 15 Ekim’e ertelendi.
Kaza, saat 15.00 sıralarında İzmir-Ankara D300 karayolu Kavacık Rampaları mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Ümit İdem yönetimindeki 45 BAM 879 plakalı kamyonet, yağış nedeniyle kayganlaşan yolda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak devrildi.
Yağışlı hava kazayı beraberinde getirdi
Kazada araç sürücüsü şans eseri hafif yaralanırken, çevredeki bir binaya ait güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntülerde kamyonetin devrilme anı net bir şekilde görüldü. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı sürücüye olay yerinde ilk müdahale yapılırken, daha sonra Kula Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Öte yandan kaza nedeniyle İzmir-Ankara D300 karayolu Uşak istikametinde trafik bir süre tamamen ulaşıma kapandı. Ekiplerin çalışmaları sırasında trafik akışı şehir merkezinden kontrollü olarak sağlanırken, devrilen kamyonetin yoldan kaldırılmasının ardından ulaşım yeniden normale döndü.
Kaza ile ilgili inceleme başlatıldı.
19 Şubat 2026 tarihli ve 2026/62 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı doğrultusunda Gümüşhane Valiliği görevine getirilen Vali Atay için Valilik binası önünde karşılama programı düzenlendi. Tören alanında çiçeklerle karşılanan Atay, ilk olarak tören mangasını selamladı. Ardından kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileriyle tek tek tokalaşan Vali Atay, yetkililerle bir süre sohbet ederek kentteki çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Karşılama programının ardından Valilik Toplantı Salonu’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Vali Atay, görev süresi boyunca Gümüşhane’de ortak akıl, istişare ve iş birliği anlayışıyla hareket edeceklerini ifade etti. Göreve başlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Atay, konuşmasında birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Atay açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bu saatten sonra Gümüşhane’miz için hep birlikte çalışacağız. Vatandaşlarımızın daha huzurlu, daha müreffeh ve daha güçlü bir şehirde yaşamaları adına milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, muhtarlarımız ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızla el birliği içerisinde gayret göstereceğiz. Daha önce Şırnak Valiliği görevinde bulunduk, ardından Ankara’da çeşitli görevler icra ettik. Şimdi ise Gümüşhane Valiliği görevine atanmış bulunuyorum. Rabbim bizleri bu görevde mahcup etmesin, ilimize hayırlı ve kalıcı hizmetler yapmayı nasip etsin. Bizler vatandaşlarımızın huzuru, güvenliği ve refahı için çalışan insanlarız. Vatandaşlarımızın evlerinde daha güvenli, daha huzurlu ve daha mutlu bir hayat sürmeleri en büyük gayemizdir. Ramazan ayının manevi atmosferi içerisinde birlik ve beraberliğimizi güçlendiren huzurlu bir dönem geçirmeyi temenni ediyorum. Rabbim birliğimizi daim eylesin.”
Kaza, saat 05.00 sıralarında Merzifon–Samsun kara yolu Kayadüzü köyü mevkisinde meydana geldi. Ankara’dan Ordu yönüne giden Engin F. yönetimindeki yolcu otobüsü, Bursa’dan Trabzon’a giden Murat Ç. idaresindeki TIR’a arkadan çarptı.
11 YOLCU YARALANDI
Çarpışmanın etkisiyle otobüste bulunan 44 yolcudan 11’i yaralandı. Kazayı görenlerin ihbarıyla olay yerine çok sayıda sağlık, polis ve itfaiye ekibi sevk edildi. 11 yaralı, ambulanslarla bölgedeki hastanelere kaldırıldı. Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.
Trabzon’un Hayrat ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı çığ tehlikesini de beraberinde getirdi. İlçeye bağlı Geçitli mevkisinde sabah saatlerinde meydana gelen olayda, yola düşen çığ bir aracı tamamen kapladı. O sırada seyir halinde olan araçta bulunan 4 kişi, çığın altında kalmalarına rağmen kendi çabalarıyla araçtan çıkmayı başardı. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, araçtakilerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Bölgede kar yağışının etkisini sürdürmesi nedeniyle yetkililer sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Öte yandan belediye ekiplerinin, çığ nedeniyle kapanan yolu yeniden ulaşıma açmak için çalışma başlatacağı bildirildi.