Kategori: Manisa

  • Altın asmaların ülkesinde nefes kesici bir yolculuk

    Altın asmaların ülkesinde nefes kesici bir yolculuk

    Uzun yıllardır nüfusun büyük kentlere yerleştiği, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de kaçınılmaz bir gerçek. Bu kalabalık şehir tabii ki birtakım ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. İnsanlar yıllık izinlerinde kalabalıktan, şehir hayatından uzaklaşmak, doğayla iç içe olmak istiyor. İşte agro turizm de bu ihtiyaca yanıt vermek için doğan bir tatil çeşidi. İnsanların çiftliklerde, bağlarda veya kırsal alanlarda konaklayarak tarımsal faaliyetlere katıldığı, doğayla iç içe, sürdürülebilir ve eğitici bir turizm modeli. Elbette bir açık hava müzesi gibi olan ülkemize, bu turizm için yurt dışından da büyük ilgi var. Bu ilginin odağında tabii ki Ege geliyor. Tarih, deniz ve tarımın hatta arkeolojinin iç içe geçtiği bir bölgeden bahsediyoruz. Lidya Antik Bağ Rotası olarak, yurt dışı turizm için büyük bir fırsat olarak görülen destinasyonları, bu isimle kurulan derneğin başkanı Ercan Boztepe ile konuşuyoruz. Boztepe, “Agro turizm ve bağcılık turizmi, ülkemiz için müthiş bir değer.

    Örnekleri incelediğimizde klasik bir turiste nazaran yedi kat daha yüksek bir ekonomik değer taşıyor. Çünkü agro turizm aslında sadece altı ay değil tüm bir yıla yayılabilen, turist karakteri olarak da çevresine meraklı, müzeleri ve arkeolojik alanları gezen, gastronomik deneyimlere önem veren, yerli üreticinin ürünlerini konakladıkları otel ve çevresinde görmek isteyen ve bu ürünleri satın alan insanlar” ifadelerini kullanıyor. Bu turizm birbirini tamamlayan kimliklere sahip farklı bağcı-üreticileri de bir araya getirmiş. Bunu tercih eden insanlar Anadolu’da mirasçısı olduğumuz olağanüstü antik değerlerin yer aldığı Lidya antik uygarlığının izlerini sürüp, İç Ege’de yerel lezzetlerin bağlarla iç içe olduğunu gözlemleyip, şehirden uzak doğa içerisinde huzur bulabiliyor. Zaten bu tatili tercih edip dönüşe geçenlerin bir kısmı yerleşmek için emlak sitelerine girerken, diğer bir grup da tarımla ilgili araştırmalar yapmaya başlıyormuş. Hedef aynı: Şehir hayatından kurtulmak! Gelelim rotamıza… Lidya Antik Bağ Rotası; İç Ege’nin İzmir Kemalpaşa, Manisa, Akhisar, Alaşehir, Uşak, Kula ve Aydın bölgelerini kapsayan topraklarda, benzer değerleri paylaşarak farklı ölçeklerde üretim yapan, ürettiklerini tarihi ve turistik zenginliklerimizle birlikte sunmanın önemine inanan altı bağcı-üreticiyi bir araya getiren bir rota.

    BURASI ÜZÜMÜN KRALLIĞI
    Lidya toprakları, Gediz Irmağı’ndan gelen su bolluğu sayesinde altın değerine ulaşmış. Bu toprakların asmaları, başta altın renkli Sultaniye olmak üzere, pek çok üzüm çeşidine yaşam vermiş. Bu üzümler yüzlerce yıl boyu bu topraklardaki devletlerin en büyük tarımsal ekonomik gücü olmuştur. Günümüzde, Lidya topraklarında üretilen üzümlerin, kuru üzüm olarak ihracatında Türkiye’nin rakipsiz olduğunu ve neredeyse dünya tekeli konumunda bulunduğunu da hatırlatalım. Tabii ki sadece Lidya’nın değil ‘üzümün krallığının’ da bu coğrafyada olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Alaşehir ovasında kol kola uzanan binlerce dönüm üzüm bağının oluşturduğu sonsuz bir ufka doğru akan yemyeşil ‘bağ denizi’ manzarasını özellikle gün batımlarında izlemek harika bir deneyim vadediyor.

    KÜLTÜREL HAZİNELER YAZMAKLA BİTMİYOR
    Lidyalılar deyince tabii ki ilk akla gelen parayı icat eden medeniyet olmaları… Sanırım kıyamete dek ah alacaklar… Modern ticaretin doğduğu bu coğrafya, ilk madeni para gibi tarihteki ilk banka olarak görülen Artemis Tapınağı ile de çok ünlü…

    İLK PARA ALTIN VE GÜMÜŞ KARIŞIMI…
    MÖ 7. yüzyılda, ilk madeni parayı icat eden Lidyalılar, bir bakla tanesi büyüklüğündeki paralarını yüzde 75 altın ve yüzde 25 gümüş karıştırarak elde etmişler. Bu altının kaynağı ise yakın tarihte Unesco’nun dünya miras listesine giren ‘Sardes Antik Kenti’nin tam ortasından geçen Sart Çayı ya da eski ismiyle Pactolos…

    İNANÇ TURİZMİ ÖN PLANDA
    Bu bölge insanlık tarihindeki ilk yedi kilisenin üçünün bulunduğu çok özel bir yer. Tarihi isimleriyle Thyatira (Akhisar), Pergamon (Bergama), Smyrna (İzmir), Ephesus (Efes), Sardes (Salihli), Philadelphia (Alaşehir), Laodikya… (Denizli) İşte bu yedi kilisenin üçü Lidya Antik Bağ Rotası üzerinde bulunuyor; Thyatira, Sardes ve Philadelphia… Bu anlamda inanç turizmi ile de ön plana çıkarak, pek çok uluslararası kültür turistini de ağırlamakta.

    KULA, OLAĞANÜSTÜ COĞRAFİ ZENGINLİĞE SAHİP
    Gelelim Manisa’ya… Kula’da Karadivit Yanardağı’nın etrafında bulunan araziler, üçüncü jeolojik zamanda meydana gelen faylarla oluşmuş ve yüksekliği değişkenlik gösteren volkanik dağlarla örtülü. Divlittepe ve Küçük Divlittepe adlı iki krater bu bölgenin olağanüstü coğrafi güzelliklerinden. Bu bölgedeki lav denizi de turizm açısından büyük bir artı.

    GÖRMEDEN DÖNÜLMEZ

    Thyateira Tepe Mezarları
    Niobe ağlayan kayası
    Spil Dağı Milli Parkı
    Bin Tepeler Tümülüsleri
    Divlit Volkanı
    Kula Peri Bacaları
    Tarihi Kula Evleri
    Uşak Arkeoloji Müzesi
    St.Jean Kilisesi
    Philadelphia Antik Tiyatrosu

    Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

    Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!




  • ‘Yanık ülke’de ‘özel’ buluşma

    ‘Yanık ülke’de ‘özel’ buluşma

    Özel Olimpiyatlar Türkiye tarafından düzenlenen Ege Bölgesi Oyunları, 15-16 Nisan tarihlerinde Manisa’nın Kula ilçesinde gerçekleşti… Organizasyon, sporun birleştirici gücüyle özel gereksinimli bireyleri bir araya getirirken, ülkenin batısında farklı bir coğrafyayı da tanımamıza vesile oldu.

    COĞRAFİ VE TARİHİ GÜZELLİKLER BİR ARADA
    Katakekaumene yani ‘Yanık ülke’ olarak anılan Kula; Divlit Yanardağı’nın eteklerinde bir şehir… Divlit, Türkiye’nin en genç yanardağlarından ve tamamen sönmüş de değil. Volkanik yapıların aşınmasıyla oluşan Kula Peribacaları da UNESCO tarafından tescilli Türkiye’nin tek jeoparkının içinde. Burayı farklı yapan, geldiğinizde gördüğünüz bacaları bir başka gelişinizde görememe ya da daha farklı şekillerle karşılaşma ihtimaliniz olması. Tapduk Emre ve Yunus Emre Türbesi’ni de içinde barındıran Kula, spora yapılan yatırımlarıyla ileride birçok sporcu yetiştirmeye aday bir şehir.

    MİNİ BİR OLİMPİYAT YAPILABİLİR
    Aynı anda 750 sporcuyu ağırlayabilen, içinde yüzmeden cimnastiğe, masa tenisinden bocceye, atletizmden basketbol ve voleybola kadar pek çok branşa hizmet veren sahalarıyla Kula Gençlik Merkezi de ülkede spora yapılan yatırımın en güzel örneği olarak karşımıza çıktı. Mini bir olimpiyatın bile yapılabileceği imkânlara sahip Kula’da 8 ildeki 16 kurumdan 150 özel sporcu, 40 antrenör ve 80 gönüllü ile ‘Bana kazanma şansı verin, kazanamasam bile çabamda cesur olmama yardım edin’ mottosuyla yarıştı.

    ‘SPORUN ÖNEMİ ÇOK BÜYÜK’
    Açılış seremonisinde, sporun özel gereksinimli bireylerin yaşamına kattığı olumlu etkiler ve toplumsal dayanışmanın önemi vurgulandı. Kulalı olan 66. Hükümette Gençlik ve Spor Bakanı olarak görev yapan İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu da organizasyona canlı bağlantı ile katıldı ve özel gereksinimli bireylerin sporla daha görünür hale gelmesinin önemine işaret etti. Kula Kaymakamı Talha Altuntaş, Gençlik ve Spor İl Müdürü Yunus Öztürk, Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Ufuk Özlem, Kula’da sadece bölgesel değil, uluslararası organizasyonları yapmaya hazır olduklarını dile getirdiler.

    Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

    Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!





  • Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/wphaberbotu/public_html/yerel/wp-includes/functions.php on line 5481