Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sivil havacılık personelinin eğitim ve sertifikasyon süreçlerinde önemli bir dönüşüm sağladıklarını belirterek KDM ORG altyapısı üzerinden yürütülen çevrimiçi sınav organizasyonu hakkında açıklamada bulundu.
Uraloğlu, daha önce sınavların yalnızca Ankara ve İstanbul’daki Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü sınav merkezlerinde gerçekleştirildiğini hatırlatarak, Ankara’da 1 ve İstanbul’da 3 olmak üzere toplam 4 merkezle hizmet verildiğini belirtti. Yeni dönemde önemli bir kapasite ve erişim artışı sağladıklarını dile getiren Uraloğlu, “Antalya, Muğla, Nevşehir ve İzmir’de yeni sınav merkezlerini devreye aldık. Ayrıca Ankara ve İstanbul’a da ikişer merkez daha kazandırdık.” açıklamasında bulundu.
Uraloğlu, sisteme 4 yeni şehir ile 8 yeni sınav merkezini kazandırdıklarını belirterek “Yapılan bu çalışma ile birlikte havacılık personeli için çevrimiçi sınav merkezi sayısını 6 şehirde 12 merkeze çıkardık. Aylık ortalama 30 bin sınavın gerçekleştirildiği sistemi daha güçlü ve erişilebilir bir yapıya kavuşturduk.” diye konuştu.
SÜRDÜRÜLEBİLİR SINAV EKOSİSTEMİ
Kurumsal Dönüşüm Modeli kapsamında yetkilendirilen Eğitim Kaynak Sağlayıcılar aracılığıyla hayata geçirilen bu yapının sektörde sürdürülebilir bir sınav ekosistemi oluşturduğunu belirten Uraloğlu, sistemin aday odaklı bir yaklaşımla yeniden şekillendirildiğini ifade etti.
FARKLI ŞEHİRLERDEN GELEN ADAYLAR İÇİN ZAMAN KAYBI AZALDI
Yeni merkezler sayesinde farklı şehirlerde ikamet eden adayların yalnızca Ankara ve İstanbul ile sınırlı kalmadığını belirten Uraloğlu, bu adaylar için zaman kaybının azaltıldığını ve sınav süreçlerinin daha erişilebilir hale geldiğini söyledi.
SINAV SÜREÇLERİ TAMAMEN DİJİTAL
KDM ORG altyapısı üzerinden yürütülen süreçlerin tamamen dijital bir sistemle yönetildiğini belirten Uraloğlu, başvuru, planlama ve değerlendirme aşamalarının merkezi bir yapı üzerinden standart şekilde gerçekleştirildiğini, bu sayede operasyonel verimliliğin artırıldığını ve ölçme-değerlendirme süreçlerinin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde sürdürüldüğünü kaydetti.
Uraloğlu, oluşturulan bu yapının sivil havacılık sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine önemli katkı sağladığını belirterek çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatlarına istinaden Mersin Emniyet Müdürlüğü tarafından FETÖ/PDY örgütüne yönelik aralarında Mersin merkezli, Ankara, İstanbul, Kayseri, Kahramanmaraş, Gaziantep, Muğla ve Erzurum olmak üzere 8 ilde operasyon gerçekleştirildi. Operasyon neticesinde, ‘Signal’ isimli program üzerinden yurtdışında bulunan örgüt üyelerinden kendisine ve çevresinde bulunan Yusuf ve Yusuf aileleri olarak tabir edilen diğer örgüt mensuplarına 2017-2025 yılları arasında ‘Muavenet’ adı altında yardım talebinde bulunarak yurtdışından/yurtiçinden gelen yardımları çevresinde bulunan örgüte müzahir kişiler adına açtırdığı banka hesapları üzerinden aldığı ve organizasyonunu sağlayarak dağıtımını yaptığı olay kapsamında H.K isimli şüpheli tespit edildi.
Operasyonda, H.K. isimli şüphelide dahil olmak üzere tespiti yapılan ve aralarında, 3’ü aktif görevde, 16’sı ihraç toplam 19 kamu görevlisinin de bulunduğu 43 şüpheli gözaltına alındı. Operasyonda gözaltına alınan şüpheliler işlemlerinin tamamlanması için emniyete götürüldüğü belirtildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Ankara’daki bir otelde düzenlenen ‘COP31’e Doğru Türkiye’de İklim Değişikliği Gündemi & SETA İklim Değişikliği ve Çevre Programı Lansmanı Konferansı’na katıldı.
Programda, Bakan Kurum’un yanı sıra SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş, akademisyenler, bakanlık yetkilileri ve vakıf temsilcileri konuşmacı olarak yer aldı. Bakan Kurum, programın, sadece teknik bir toplantı yapmak ya da soğuk istatistikleri tartışmak için düzenlenmediğini belirterek, Türkiye’nin yeni dünya doktrinini inşa edecek adımları konuşmak, COP31 yolculuğunda yüklenen sorumluluğa dair yapılacakları istişare etmek için bir araya gelindiğini söyledi.
‘İKLİM KRİZİ BİZE, HER YIL MİLYARLARCA DOLARLIK ZARARLA GELİYOR’
Yeni dünya doktrinine ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Kurum, “Çünkü şu anda insanlığın meselesi, sıradan bir karbon salınımı meselesi değildir; asıl meselemiz, insan ile doğanın o bitmeyen kavgasıdır. Evet, şu anda insanlık, yaratıldığı günden bu yana gelen en kritik eşiktedir. Nasıl eski dünyanın öldüğünü görüyorsak, yeni dünyanın da doğum sancıları çektiğini hissediyoruz.
Bu doğum süreci; belirsizliği, adaletsizliği ve bitmeyen tüketim hırsını da beraberinde getiriyor. İnsanlığı tüketen bu hırs, doğayı ham madde deposu olarak görmemize sebep oluyor ve Afrika’dan Asya’ya kadar her coğrafyayı vuran bir iklim krizine dönüşüyor. İklim krizi bize, her yıl milyarlarca dolarlık zararla geliyor; milyonlarca insanın göçüne, hastalığına veya ölümüne şahit tutuyor” dedi.
‘TÜRK DİPLOMASİSİ SADECE BİR İZLEYİCİYDİ’
Bakan Kurum, Türkiye’nin, dünya güzelleşsin diye her türlü imkanla çabaladığını ve liderlik ettiğini vurguladı. 90’lı yıllardaki Türkiye’ye ayna tutmak gerektiğini belirten Kurum, “Takdir edersiniz ki bugünlere kolay gelmedik. Evet, 90’lar çevre ve iklim yönetimi açısından bir ‘tecrübesizlik ve plansızlık’ dönemiydi. O günkü yönetimler için çevre, sadece belediyelerin çöp toplama işine indirgenmişti. İklim meselesi, ulusal kararların yanından bile geçemeyen, dış politikanın konusu bile olamayan, hatta yer yer horlanan bir başlıktı.
Bırakın dünyanın geleceğine dair bir şey söylemeyi, şehirlerimizi bile vahşi depolamadan, kimyasal atıktan, kirli havadan, kirli sudan kurtaramıyorduk. Türk diplomasisi, Rio Zirvesi gibi küresel iklim masalarında, son derece etkisizdi ve sadece bir izleyiciydi. Şu geldiğimiz aşamaya, hep birlikte iftiharla bakmalıyız. Çünkü bugün Türkiye’nin iklim diplomasisindeki aksiyonları, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ülkemizin oyun kurucu rolünü pekiştiren bir güce dönüşmüştür.
Geldiğimiz noktada ise şükürler olsun, doğayı bir atık deposu olarak, çevreyi yük olarak gören o zihniyetten bu ülkeyi kurtardık ve milletimizi uygulama ve geleceğin COP’una, 196 ülkenin gelip görüşlerini paylaşacağı COP-31 Zirvesi’ne ev sahibi yaptık” diye konuştu.
‘İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE SAVUNMA YAPILMASI GEREKEN BİR CEPHE’
Küresel sistemde suyun, stratejik bir ham maddeye, hatta bir savaş unsuruna dönüşmüş olduğunu söyleyen Bakan Kurum, “Geçtiğimiz günlerde bir hocamız, ‘Gıda ve su güvenliği, önümüzdeki yıllarda sınır güvenliğinden daha kritik bir çatışma ve iş birliği alanı haline gelecektir’ tespiti yapıyordu. Ve biliyoruz ki Orta Doğu’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan bu zorlu coğrafyada suyuna hakim olan, toprağını yeşil tutan ve doğayı ezmeden enerji üreten devletler, geleceğin oyun kurucuları olacaktır.
Bugün bölgemizde yaşanan savaşlar, enerji krizini tetikliyor. Anlamsız ve hiçbir insani duygu taşımayan asimetrik çatışmalar petroldeki istikrarsızlığı arttırıyor. Bu da bize gösteriyor ki bu istikrarsızlık süreci ve iklim değişikliği; doğrudan bir ekolojik beka meselesidir. Yine yaşananlar göstermektedir ki her ülkenin kendi kendine yetebilmesi kaçınılmaz bir gerçekliktir.
Türk devlet aklı, iklim kriziyle mücadeleyi, savunma yapılması gereken bir cephe, fırsatlar sunan bir kalkınma meselesi olarak görmektedir. Dolayısıyla biz bu tespitlerimizi; şimdi somut, ölçülebilir ve tavizsiz bir eylem planına dönüştürmek zorundayız. Toplumun bütün bileşenleri, genciyle, yaşlısıyla, sanayicisi ve üreticisiyle ortak paydada buluşmalıyız. Onun için bizim COP31’de de en çok dikkat çekeceğimiz, konular su ve gıda olacak” açıklamasında bulundu.
‘ATIK, ENERJİYE DÖNÜŞEN BİR MİLLİ SERVET’
Bakan Kurum ayrıca suyun, petrolün yerini alacağı o zorlu yüzyılın şafağına gelindiğine işaret ederek, bölgesel istikrar ve milli güvenliğin anahtarının su olduğu bir sürece hızla gidildiğini kaydetti. Suyun bir damlasının bile israf edilmediği, gıda arz güvenliğinin tehdit edilmediği, bunun için de gerekli tüm finansal ve teknik desteklerin adil bir şekilde verildiği bir dünyayı teklif ettiklerini ifade eden Kurum, “Tabii eylem planımızda önemli bir sütun da Sıfır Atık ve döngüsel ekonomi olacak.
Bu noktada; saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde, bu toprakların vicdanından süzülerek küresel bir marka haline gelen Sıfır Atık Hareketi aslında eşyanın hukukunu koruma hareketidir. Biz, ‘al-kullan-at’ düşüncesiyle kurulan küresel israf düzenine karşı, doğanın kendi döngüsünü oluşturduğu, atığın bir ‘çöp’ değil; enerjiye, ham maddeye ve geleceğe dönüşen bir milli servet olduğu bir dünyayı teklif ediyoruz. Dahası, üretimin doğadan aldığı borcu, doğaya geri ödediği bir sistemi tüm insanlığa sunuyoruz.
Bunun yanında yeşil sanayileşme, yeşil egemenlik ve enerji bağımsızlığı, dirençli şehirler ve mekan adaleti, iklim mülteciliği, biyolojik çeşitlilik, adaletli hakemlik ve iklim finansmanını da eylem planımızın sütunları olarak belirliyoruz. Şu gerçeği de her platformda en gür sesle ifade ediyoruz. Küresel finans sistemi; kirletenin değil, kirletilenin üzerine yük bindirmektedir. Biz bunu kökten reddediyoruz. Bu noktada kimsenin şüphesi olmasın; Türkiye olarak, COP31’de, finansmanın doğrudan mağdur coğrafyalara ulaşması için mücadele edeceğimizin, dürüst bir aracı ve adaletli bir hakem olacağımızın taahhüdünü şimdiden veriyoruz” dedi.
COP31 ile yeni şeyler söylemek istediklerine dikkat çeken Kurum, bunun için küresel öze dönüş çağrısını yineledi. Konuşmaların ardından SETA Genel Koordinatörü Miş, SETA tarafından Bakan Kurum adına dikilen 500 fidan için sertifika takdim etti.
Olay, dün akşam saatlerinde Mamak ilçesi 1646. Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, eşi Harun Şahin’den (39) fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan Sümeyra Şahin (31), 6 ay önce açtığı boşanma davasının ardından babasının evine yerleşti.
EVİNE POMPALI TÜFEKLE 7 EL ATEŞ ETTİ
Şahin, hakkında uzaklaştırma kararı verilen eşi tarafından taşındığı günden sonra da tehditler almaya devam etti. Gönderdiği mesajlara karşılık alamadığı için öfkelenen Şahin ise karısının, ailesiyle yaşadığı eve pompalı tüfekle 7 el ateş etti ve ortak kullandıkları 06 BZ 3892 plakalı otomobili benzin dökerek yaktı.
Olayın ardından ihbar üzerine bölgeye itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kurşunların isabet ettiği evde şans eseri kimse yara almadı. İtfaiye ekipleri tarafından müdahale edilerek söndürülen otomobil kullanılamaz hale gelirken, gözaltına alınan saldırganın ise emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.
Öte yandan, saldırgan Harun Şahin’in yaktığı araca benzin döktüğü anları kayda aldığı ve tehdit mesajlarıyla birlikte olaydan önce eşine gönderdiği ortaya çıktı.
“SAĞLIKLI BİR EVLİLİK YÜRÜTEMEYECEĞİMİ ANLADIM”
Olayla ilgili konuşan mağdur Sümeyra Şahin, “6 ay önce boşanma sürecindeki eşimle yollarımızı ayırmıştık. Daha sonra hukuki işlemleri başlattım. Bu zaman içinde kendisinin sürekli tehdit içerikli mesajlarına maruz kaldım. 6 ay boyunca evimin önüne dahi çıkamıyordum. Korkuyordum. Yaptıklarıyla yaşam hakkımı kısıtladı. Birlikte yaşadığımız dönem beni bıçaklamakla tehdit etti ve bana sopayla şiddet uyguladı. Canımın tehlikede olduğunu, sağlıklı bir evlilik yürütemeyeceğimi anladım. Takıntılı ve kendi istediği olmadığında bize zarar vermeye çalışıyordu. Artık katlanamıyordum” ifadelerini kullandı.
“ARACIN ÜZERİNE BENZİN DÖKTÜĞÜ ANLARA AİT VİDEO KAYDINI BANA ATTI”
Evlerine defalarca ateş açıldığını dile getiren Şahin, “Dün akşam eve geldikten kısa bir süre sonra olaylar başladı. Öncesinde bana yine mesajlar gönderdi. Aracın üzerine benzin döktüğü anlara ait video kaydını bana attı. Bunların hiçbirine cevap vermediğim için öfkelenmiş. Arabayı ateşe verdi. Mahkeme kararıyla aracın kullanım hakkı bendeydi ve üzerime kayıtlıydı. Elinde pompalı tüfek vardı. Aracı yaktıktan sonra camlara ateş etti. Oradaki hedefi boşa ateş açmak değildi, bizim canımıza kastetmekti. Aklında öldürme planları vardı. Bana sürekli, ‘seni ve aileni öldüreceğim’ diye tehditler savuruyordu. 7 el silah sesi duyduk. Çok korktuk. Şoka girdik. Hala etkisindeyiz” şeklinde konuştu.
“YILLARCA CEZASINI ÇEKSİN İSTİYORUM”
Rahat bir nefes almak istediğini söyleyen Şahin, “Haberlerde çok fazla kadın cinayetlerinin arttığını görüyoruz. Bunlardan biri de ben olmak istemiyorum. Sesimin duyulmasını istiyorum. Adaletimize güvenmek istiyorum. Bunu yapanın az bir ceza almasını istemiyorum. Yıllarca cezasını çeksin istiyorum” dedi.
Ankara Adliyesi’nde kendisine ve savcılara ait şifreyle UYAP’a girerek soruşturma dosyalarını kapatan Terör Suçları Soruşturma Bürosunda 7 yıl boyunca zabıt katibi olarak görev yapan Ahmet Yılmaz’ında aralarında bulunduğu 16 sanığın yargılanmasına Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz, bazı tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme başkanı mütalaa için savcıya söz verdi.
Savcısı, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olma’, ‘resmi belgede sahtecilik’ ve zincirleme şekilde ‘rüşvet’, ‘suç delillerini gizleme’, ‘suçluyu kayırma’ ve ‘bilişim sistemine girme’ suçlarından cezalandırılmasına, ‘gizliliğin ihlali’ suçundan ise beraatine karar verilmesini talep etti. Ayrıca tutuksuz sanık Reşat Yıldırım’ın ‘silahlı terör örgüte üye olma’, zincirleme şekilde ‘rüşvet’, ‘suça azmettirme’, ‘resmi belgede sahtecilik’, ‘suç delilleri gizleme suçuna azmettirme’ ve ‘suçluyu kayırma suçuna azmettirme’ suçlarından, tutuksuz sanık Ömer Faruk Bol’un ‘silahlı terör örgüte üye olma’ ve zincirleme şekilde ‘rüşvet’ suçlarından, Abdülkadir Ceylani Özgül’ün ise zincirleme şekilde ‘rüşvet’ suçundan cezalandırılmasını istedi. Savcı öte yandan diğer tutuksuz sanıklar, Atilla Kırkoç, Ayhan Garip, Emrullah Doğanay, Halil Ziya Zaimoğlu, Muhammed Kamil Gözütok, Murat Barın, Mustafa Şahin, Yusuf Ersin Gürbüz’ün de ‘rüşvet’ suçundan cezalandırılmasını talep ederken, Tuba Gürbüz, Şadıman Gözütok ve Zeliha Ulubay’ın hakkında ise üzerine atılı suçlardan beraat karar verilmesini talep etti.
“BAZI İŞLEMLERDE MENFAAT TEMİN ETMEDİM”
Söz verilen tutuklu sanık Yılmaz, üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçlamasına ilişkin dosyada somut delil bulunmadığını, örgüt talimatıyla herhangi bir işlem yapmadığını belirtti. Sanık Yılmaz, “”Benimle irtibata geçen tek kişi Muhammet Talha Bol’dur. Onun eylemlerinin bana örgüt üyeliği olarak isnat edilmesini anlamıyorum. İddianamede 28 kişi yönünden rüşvet karşılığı dosya kapattığım iddia ediliyor ancak bazı işlemleri herhangi bir menfaat temin etmeden gerçekleştirdim. Terör örgütü üyeliği suçlamasını kabul etmiyorum.” dedi. Zabıt katipliğinin görev tanımı kapsamında dosya kapatma yetkisinin bulunmadığını savunan Yılmaz, bu nedenle “görevi kötüye kullanma” suçunun da oluşmayacağını ileri sürdü. Yılmaz ayrıca dosyası kapatıldığı öne sürülen kişilerin Muhammet Talha Bol ile kurduğu ilişkinin avukatlık mı yoksa rüşvet ilişkisi mi olduğunun da net şekilde ortaya konulamadığını ifade etti. Kullandığı belgelerin UYAP üzerinden temin edilen resmi evraklar olduğunu belirten Yılmaz, bu nedenle ‘resmi belgede sahtecilik’ suçunun unsurlarının oluşmadığını savundu ve tahliyesini istedi.
Sanık Ahmet Yılmaz’ın avukatı, müvekkilinin yaklaşık 11 aydır tutuklu bulunduğunu, yargılamada gelinen aşamada tüm delillerin toplandığını ve delil karartma ihtimalinin ortadan kalktığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Ayrıca, savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı kapsamlı savunma hazırlayabilmek için mahkemeden ek süre istedi. Diğer sanık müdafileri de benzer şekilde, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını hazırlamak üzere mahkemeden süre talebinde bulundu.
DURUŞMA ERTELENDİ
Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Ahmet Yılmaz’ın tutukluluk halinin, diğer sanıkların ise mevcut durumlarının devamına hükmetti. Mahkeme, sanık müdafilerinin esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma hazırlamak üzere talep ettiği ek süreyi de kabul etti. Öte yandan, hakkında yakalama kararı bulunan firari sanık avukat Muhammet Talha Bol’un dosyasının mevcut yargılamadan tefrik edilmesine karar verildi. Duruşma 8 Mayıs’a ertelendi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Ankara’da bu yıl 8’incisi düzenlenen Verimlilik ve Teknoloji Fuarı’na katıldı. Üniversite öğrencilerine ve girişimcilere kariyer yönlendirmesi, firmalara verimlilik farkındalığı ve yeni iş fırsatları sunulması amacıyla düzenlenen fuarda yapay zeka, savunma sanayii, robotik ve akıllı çözüm teknolojiler ele alındı.
Fuarda konuşan Bakan Işıkhan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki okulda yaşanan silahlı saldılara değinerek, “Yaşadığımız menfur okul saldırılarında hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Eğitim camiamızın ve aziz milletimizin başı sağ olsun. Allah bizlere bu tür acıları bir daha göstermesin” dedi.
“RUTİN VE TEKRARA DAYALI İŞLER DİJİTALLEŞME VE OTOMASYONUN ETKİSİYLE GİDEREK AZALMAKTA”
Işıkhan, teknolojik dönüşüm çağında olduklarını ve bu dönemin çalışma hayatının da yeniden kökten şekillendiği bir dönem olduğunu vurgulayarak, “Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre önümüzdeki süreçte 92 milyon işin ortadan kalkacağı ancak bunun yanında yaklaşık 170 milyon yeni işin ortaya çıkacağı öngörülmektedir. Bu tablo bize net olarak şunu göstermektedir; değişim kaçınılmazdır ancak doğru hazırlıklarla ve öngörülerle bu değişimi aynı zamanda büyük bir fırsata dönüştürebiliriz.
Özellikle teknolojik gelişmelerin yön verdiği alanlarda ciddi bir büyüme beklenmektedir. Günümüzde yapay zeka, büyük veri, finansal teknolojiler ve yazılım geliştirme gibi alanlar ön plana çıkarken aynı zamanda inşaat, tarım, lojistik ve hizmet sektörleri de büyümenin taşıyıcı unsurları olmaya devam edecektir.
Çiftlik işçiliğinden yazılıma, teslimat sürücülüğünden sağlık ve bakım hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede yeni fırsatlar doğmaktadır. Bununla birlikte bazı mesleklerin önemini kaybettiğini de görmekteyiz. Özellikle verimlilikle doğrudan ilintili olan, beceri gerektirmeyen, rutin ve tekrara dayalı işler, dijitalleşme ve otomasyonun etkisiyle giderek azalmaktadır” ifadelerine yer verdi.
“DEĞİŞEN İŞ GÜCÜ PİYASALARINA UYUM SAĞLAMAK İÇİN BECERİ GELİŞTİRME PROGRAMLARINA BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ”
Sürekli öğrenme anlayışını yaygınlaştırmanın, insanlara yeniden beceri kazandırma fırsatı sunmanın ve gençleri geleceğin mesleklerine hazırlamanın ortak sorumlulukları olduğunun altını çizen Bakan Işıkhan, “Bizler de Bakanlık olarak değişen iş gücü piyasalarına uyum sağlamak amacıyla beceri geliştirme ve yeniden beceri kazandırma programlarına büyük önem verdiğimizi ifade etmek isterim. Amacımız gençlerimizin bugün gibi yarının işlerine de hazır olmasını sağlamaktır.
Tabii ki ‘teknolojik dönüşüm, çalışma hayatının geleceği’ gibi konular söz konusu olduğunda en fazla önem verdiğimiz grupların başında gençlerimiz gelmektedir. Ki bu fuarın da en önemli ziyaretçileri kıymetli gençlerimiz olacaktır. Bildiğiniz gibi yakın zamanda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ve teşrifleriyle ‘Gençliğin Üretim Çağı-GÜÇ’ adını verdiğimiz programımızın tanıtımını yaptık.
GÜÇ programındaki en önemli amacımız, gençlere doğrudan maddi destek sağlamak yerine onları üretime dahil etmek, düzenli bir çalışma hayatına geç kalmadan girmelerini ve gelir elde etmelerini sağlamaktır. Özellikle mezuniyet sonrasında gençlerin ‘NEET’ adı verilen, ne eğitime ne istihdama katılmayan gençlere yönelik çok daha kalıcı ve etkili çözümler sunmaktayız” diye konuştu.
“E-DEVLET SİSTEMİNDE SGK OLARAK EN FAZLA KULLANILAN VE TIKLANAN KURUM DURUMUNDAYIZ”
Işıkhan, verimlilik ve teknoloji fuarlarının tüm dönüşümlerin merkezinde yer alan önemli organizasyonlar olduğuna dikkati çekerek, “Biz de Bakanlık olarak bu fuarda yer almanın mutluluğunu yaşıyoruz. Fuarda Sosyal Güvenlik Kurumu, İŞKUR, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve Mesleki Yeterlilik Kurumumuzun teknolojik dönüşüm ve verimlilik kapsamında yaptıklarını ve yapacaklarını sergiliyoruz. Teknolojik dönüşüme yönelik program ve projelere önem verdiğimiz gibi Bakanlık olarak da dijital dönüşümde önemli bir pozisyondayız.
Özellikle dünyanın en ileri uygulamalarından biri olan E-Devlet sisteminde SGK olarak en fazla kullanılan ve tıklanan kurum durumundayız. 181 farklı uygulamamızla toplamda 1,5 milyardan fazla tıklanma gerçekleşmiş durumda. Hizmetlerimize hızlı ve güvenli olarak 7-24 erişim mümkündür” değerlendirmesinde bulundu.
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise savunma sanayiinde elde edilen başarıların temelinde güçlü bir metodolojik yaklaşım ve verimlilik anlayışının bulunduğunu belirtti. Görgün, savunma sanayiinde geliştirilen projelerin uzun soluklu analiz ve değerlendirme süreçlerinden süzüldüğünü ifade ederek, “Savunma sanayiimizin başarısının sırrı işte bu süreçlerden süzülen projelerin hayata geçirilmesidir. Bu çoğu kez mantıklı analitik yüzünden aynı zamanda bizim verimlilik anlayışımızın en net tezahürüdür” ifadelerini kullandı.
TEKNOLOJİ VE VERİMLİLİKTE ÜÇ ANA EKSEN
Görgün, günümüzde teknoloji ve verimlilik alanında belirleyici unsurların üç ana eksende toplandığını belirterek, “İlk eksende yapay zeka destekli karar alma sistemleri, akıllı otomasyon ve veri odaklı üretim modelleri öne çıkmaktadır. İkinci eksende siber güvenlik, enerji verimliliği ve kritik altyapı dayanıklılığı ve tedarik zinciri sürekliliği belirleyici hale gelmektedir. Üçüncü eksende de teknolojik gelişmeler nedeniyle önemi azaldığı sanılan yüksek yetkinliklerle donatılmış insan kıymeti faktörü yer almaktadır.
Biz başkanlık olarak verimliliği savunma sanayimizi şekillendiren en temel prensiplerimiz temel prensiplerimizden biri olarak görüyoruz. Bu yaklaşımla yer verimliliği sistemler geliştirerek güvenlik kapasitemizi güçlendiriyor” şeklinde konuştu.
Araştırma-geliştirme faaliyetlerine de değinen Görgün, Savunma Sanayii AR-GE Geniş Alan (SAGA) çağrıları kapsamında çok sayıda projenin yürütüldüğünü aktardı. Görgün, “Yapay zeka alanında üretken yapay zeka, çok modlu yapay zeka, açıklanabilir yapay zeka ve büyük aksiyon modelleri gibi başlıklarda 10’dan fazla yeni projeyi aynı anda yürütüyoruz. Yine SAGA çağrıları kapsamında kuantum alanında hesaplama, algılama, navigasyon ve haberleşme konularında projeler üretiyoruz” dedi.
“MİLLİ YETKİNLİK İNSANLA BAŞLAR”
Milli Yetkinlik Hamlesi kapsamında insan kaynağına yapılan yatırımların artırıldığını vurgulayan Görgün, teknik bilgi ile birlikte disiplin, liderlik ve sorumluluk bilincinin de öncelikli olduğunu ifade etti. Görgün, gençlerin erken aşamada doğru alanlara yönlendirilmesinin önemine işaret ederek, “Milli ürün, milli yetkinlikle elde edilir. Milli yetkinlik de insan kıymetine yapılan doğru yatırımla gelişir” değerlendirmesinde bulundu.
Program, Görgün’ün konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasıyla devam etti.
Olay, Kahramankazan ilçesinde saat 17.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, henüz belirlenemeyen bir nedenden ötürü bir inşaatın iskelesi çöktü. İskeleden düşen 3 inşaat işçisi yaralandı.
Ankara’da inşaat iskelesi çöktü: 3 işçi yaralandı
İnşaatın iskelesinin çöktüğünü gören çevredeki vatandaşlar durumu sağlık ve polis ekiplerine durumu bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri iskeleden düşerek yaralanan 3 kişiye olay yerinde ilk müdahaleye yaptı. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.